Diaspora

Diaspora, köken itibariyle Grekçedir. Türkçede kopuntu kelimesiyle karşılanmıştır.[1] Etimolojik açıdan incelendiğinde, dia ve spora sözcüklerinin birleştirilmesiyle oluşturulduğu görülür. Bunlardan dia dağılmak ve saçılmak anlamlarına, spora ise tohum anlamına gelmektedir. Gerçek anlamıyla kullanıldığında bir şeyin dağılması, saçılması ve toprak üzerine atılan tohumların farklı noktalara dağılması, saçılması anlamlarına gelmektedir. Bu nedenle kavram esas itibariyle botanik bilimiyle ilgilidir.[2]

[3]Diaspora kavramı, özü itibariyle her ne kadar botanikle ilgili olsa da zaman içinde gerçek anlamından uzaklaştı ve tarihi süreç içerisinde çeşitli sebeplerle ve çeşitli yollarla yaşadıkları topraklardan uzaklaşan, başka bölgelere, coğrafyalara yerleşen insan topluluklarını ifade etmek için kullanılmaya başlandı. Diğer taraftan diaspora kavramının kullanımı, yakın dönemlerde oldukça yaygınlaştı. Diasporaya, kullanılmaya başlandığı ilk zamanlarda salt dağılma ve sürgün edilme anlamları yükleniyordu. Bu dar çerçeve zaman içinde kırılarak kavram sadece zoraki göçleri tasvir etmek için kullanılmaktan sıyrıldı. Artık bazen etnik grupları, politikacıları, mültecileri ve göçmenleri ifade eder hale geldi.

[6] Diasporanın kullanım alanının genişlemesi, kavramın etki ve gücünü artırmanın yanı sıra kavram kargaşasına da sebep oldu.[5] Ancak kavramın evreni, başta Grekler olmak üzere yaşam sahalarından çeşitli sebeplerle uzaklaşan diğer milletleri de tanımlamak için kullanılmasıyla ciddi anlamda genişledi. Bu genişlemeyi müteakip kavramın yelpazesi bir göçmeni, gurbetçiyi, sığınmacıyı, misafir işçiyi ve sürgün edilen toplumları, deniz aşırı toplumları ve etnik toplulukları içine almaya başladı.[4]Diaspora kavramı, üzerinde milletler bazında Yahudiler adına bir tekel söz konusuydu. Bu haliyle diaspora denildiğinde nasıl akla göç, sürgün gibi acı olaylar geliyorsa aynı şekilde insan topluluğu denililiğinde de akla Yahudiler geliyordu.

[10] Diaspora'nın yakın zamanlara kadar kullanım sahalarından biri de Hıristiyan Gelenekleri içerisinde oldu. Diaspora kavramı, İncil’de üç yerde kullanıldı.[9] Septuaginta'da diaspora kavramı, yirmi farklı yerde kullanıldı. Bu tercümede diasporanın kullanımının, Babillilerin M.Ö 586'da Kudüs’ü ele geçirmelerinden sonra başlayan Yahudi sürgünüyle ve insanların neden olduğu hadiselerle ilgili olmadığı da görülmektedir.[8] Günümüzdeki anlamıyla kullanımının kaynağını, M.Ö 3.yüzyılda İskenderiye’de yetmiş Yahudi âliminin Eski Ahit'in Grek diline tercümesinden aldı. Eski Ahit'i Grekçeye çevirenlerin yetmiş kişi olmasından dolayı bu kutsal kitap, yetmişler anlamına gelen “Septuaginta” olarak bilinmektedir.[7]Diaspora, ilk kez M.Ö 5. yüzyılın başlarında Sophocles, Heredotos, Thucydides tarafından kullanıldı. Grekler, bu ifadeyi Arkaik dönemde (M.Ö 800-600) Küçük Asya ve Akdeniz’deki Grek kolonilerini tanımlamak için kullandılar.

Diaspora Kavramı ve Ermeni Diasporası, Yeni Türkiye Ermeni Meselesi Özel Sayısı 2014 cilt 5, sayı 65 s.3483Özer Özocak, 
  

[1] Türkçe Sözlüğü, TDK Yayınları, Ankara, 2005, s.1215.

[2], s.47, Koninklijke Brill NV, Leiden, 2000, s. 315-316.Numen Martin Baumann, “Diaspora: Genealogis Of Semantics And Transcultural Comparison”,

[3], Vol. 9, No. 3, 1994, s.303.Cultural Anthropology, James Clifford, “Diasporas”

[4], Gözlem Gazetecilik Basın ve Yayın A.Ş, 2000, s.50-54.Yahudi Tarihi Yehuda Devleti, M.Ö. 7. yüzyılın başlarında, Kral Yehoyakim zamanında Mısır'ın uydusu haline geldi. Babil Kralı Nabukadnezar, Mısır ordularını yenilgiye uğrattıktan sonra Kudüs'e gelip Yehuda Kralını, saray erkanını, subayları, meslek erbaplarını ve aydınları Babil'e sürgün etti. Babil Kralı Nabukadnezar, Kral Yehoyakim'in yerine oğlu Tsedekiya'yı geçirdi. Ancak itaatsizliğin devam etmesi üzerine büyük bir orduyla Yehuda Krallığı topraklarına girdi. Ülkenin kalelerini yıktı, Kudüs'e girip kenti harabeye çevirdi, Süleyman Tapınağı ( Bet Amiktaş)'nı yıktı ve neredeyse ülkenin bütün nüfusunu Babil'e sürdü. Süleyman Tapınağı'nın yıkılmasından 1948'e kadar ki süreçte Yahudiler örgütlü devlet düzenine tam olarak geçemediler. Bu hadise, Yahudilerin milli hafızalarında çok derin izler bıraktı ve Yahudilerde diaspora bilinci oluşmasında çok önemli rol oynadı. bkz: Yusuf Besalel,

[5] Clifford, a.g.m., s.303.

[6], Routledge, New York, 2003, s.2.Diaspora, Identity and Religion Waltraud Kokot, Khachig Tölölyan, Carolin Alfonso,

[7], İletişim Yay., İstanbul, 2007.Eski Yunan Tarihi, Metis Yay., İstanbul, 2006; Oğuz Tekin, Bellek ve Akdeniz Tarih Öncesi ve Antikçağ, TTK Basımevi, Ankara, 1971; Fernand Braudel, Ege ve Yunan Tarihi Bu tarihlerde Grekler yoksulluk, aşırı nüfus ve site devletleri arasında meydana gelen savaşlardan dolayı bulundukları yerlerden göç etmiş, yaşadıkları yerlerden başka sahalarda yerleşmiş, koloniler kurmuş olsalar da diaspora esas itibariyle olumlu bir anlam taşımaktaydı. Grekler için diaspora, yağma hareketleri ve savaşlarla genişlemelerini sürdürmek anlamına geliyordu. Bu dönemde yağma hareketleri ve savaşlarla genişlemeler Grek diasporasının baskın niteliğini de oluşturuyordu. bkz: Arif Müfid Mansel,

[8], Oxford University Press, Great Britain, 1974, s.1124.Oxford Advanced Learner's Dictionary Of Current English A.S Hornby,

[9] Septuaginta’da genellikle iddia edildiğinin tersine, İbranice galut, galah ya da golah (gola) kelimeleri Grekçe'ye çevrilirken diaspora kullanıldı. Bu kelimeler, Eski Ahit’in Grekçeye çevirisi sırasında, bazı Grekçe kelimelerin içine serpiştirildi. Bu Grekçe kavramlar apoikia (göç, emigration), paroikia (yurt dışına yerleşim, settlement abroad), metoikia (göç etme, emigration), metoikesia (taşınma, transportation), aikhmalosia (savaş esirliği, wartime captivity) ve apokalupsis (revelation)'dir. bkz: Baumann, a.g.m., s. 316-317.

[10] Hıristiyanlıkta, İslamiyet'te ve diğer bazı dinlerde inanan kimseler, hacı olabilmek için zaman zaman dinlerince kutsal olarak kabul edilen mekânlara gitmektedirler. Bunlardan Hıristiyan hacılar doğdukları, büyüdükleri yerlerden dini bir vazifeyi yerine getirmek için farklı coğrafyalara gidip yerleşmişler, diasporanın tanımına göre farklı yerlere dağılıp, saçılmışlardır. Bu Hıristiyan hacılar, yerleştikleri yerlerde doğal olarak bir insan grubu da oluşturuyorlardı. Hıristiyan hacıların oluşturduğu kilisenin, inançlarına göre kurtarıcı kabul ettikleri şehir Tanrısının dönüşünü bekleme süreci de diasporayla ilgilidir. Bu bekleyiş süreci M.S 4.yüzyılda yok olma eğilim gösterdi. Reformlar ve karşı reformlar döneminde yeniden ortaya çıktı. Bu dönemde Katolik ülkelerdeki Protestan azınlıkları ya da tam tersi Protestan ülkelerdeki Katolik azınlıkları tanımlamak için kullanıldı. bkz: Baumann, a.g.m., s. 316-318.

haypedia.com
armeniaottomanpedia.com
armeniaturkishpedia.com
HAKKIMIZDA
Yardım
İletişim
© 2015 haypedia.com