II. Abdülhamid

II. Abdülhamid (Osmanlıca: ??? ?????? ???? `Abdü’l-Hamid-i sânî- d. 22 Eylül 1842 – ö. 10 Şubat 1918), imparatorluğun 34. padişahı ve İslam dünyasının 113 halifesidir. Sultan Abdülmecid'in oğludur. Amcası Abdülaziz, tahta olduğu süre zarfında diğer şehzadeler gibi Abdülhamit'in eğitimi ve yetişmesiyle ilgilenmiş, çıktığı Avrupa gezisinde şehzadeyi de yanında götürmüştür. Devletin bunalımda olduğu bir dönemde tahta çıkan Abdülhamit, Avrupa’ya karşı dengeci, Doğuya karşı İslamcı politikalar izlemiş, ülke içinde otoriteyi güçlendirmiştir.

Abdülhamit tahta çıktığı zaman devlet içte ve dışta büyük sıkıntılar içindeydi. Selefi Abdülaziz'in son yıllarında Bab-ı Ali ve saray arasında çekişme alevlenmişti. Rusya'nın balkanlarda ki Ortodoks ve Slav halklarını kışkırtalar bölgede isyanlar çıkarıyordu. Yurt içinde parlamenter monarşi yanlıları çoğalmaktaydı, bunun yanı sıra padişahlığın tasfiyesi ve cumhuriyetin kurulmasını isteyen kesimde bulunmaktaydı. Sultan tahta çıktığında, öncesinde Mithat Paşa’ya verdiği taahhüt gereği Meşrutiyet'i ilan etti ve ülke seçime gitti. (1876)  meclis-i ayan (sultanın seçtiği) ve meclisi mebusan (halkın seçtiği) meclisler 18 Mart 1877 de göreve başladı. Padişah ile meclisin ülkeyi birlikte yönetmesi ilkesine dayanan anayasayla yargı bağımsızlığı ve temel haklar güvence altına alınmasına rağmen egemenliğin esas kaynağı yine padişahtı. Abdülhamit, zaman kaybetmeden anayasanın 113. maddesinde bulunan idari sürgün yetkisine dayanarak, Mithat Paşa'yı sürgüne yolladı.

Rusya'nın Balkanlar'da ıslahat için verdiği tekliflerin 12 Nisan 1877'de İbrahim Ethem Paşa hükümeti tarafından reddedilmesi üzerine 93 harbi olarak bilinen Osmanlı-Rus Savaşı patlak verdi. Abdülhamid'in karşı olmasına rağmen Mithat Paşa ve Redif Paşa gibi devlet adamlarının ısrarlarıyla girilen savaşta Rus orduları Balkan ve Kafkas cephelerinde Osmanlı kuvvetlerini ağır yenilgiye uğratarak doğuda Erzurum'u, batıda ise Bulgaristan'ın tamamı ile Trakya'nın İstanbul surlarına kadarki kısmını işgal ettiler. Meclisi-i Mebusan'da hükümetin savaş politikalarına yapılan eleştiriler sonucunda Abdülhamit, meclisi 18 Şubat 1878'de tatil etti. 30 yıl boyunca meclis tekrar açılmadı fakat sultan kanun-i esasi'yi muhafaza etmiş yaptığı icraatları anayasa uydurmuştur.

Sultan, 13 Şubat 1878'de Meclisi tatil etti. Durumdan rahatsız olan İngiltere V. Murad’ı Padişah, Mithat Paşa'yı sadrazam başbakan yapmak için genç Osmanlı aydınlarında Ali suavi'yi tahrik ederek tarihe Çırağan baskını olarak geçen başarısız darbeyi yaşattı. 23 ihtilâlcinin ölümü ile sonuçlanan bu sonuçsuz darbe, II. Abdülhamid'in hafiye denilen gizli teşkilâtını kurarak daha sıkı idareyi ele almasına mecbur etti.  Meclis’in kapatılması ve devamında yaşanan bu gelişmeler sonrasında tahtan indirilme tehlikesi yaşan sultan, II. Meşrutiyet'in ilanına kadar istibdat(baskı) dönemini yaşattı.

93 Harbi, 3 Mart 1878'de İstanbul Yeşilköy'de Rusların dayatmasıyla imzalanan Ayastefanos antlaşması ile son buldu. . Anlaşmaya göre; Osmanlı İmparatorluğu'na bağlı, sınırları Tuna'dan Ege'ye, Trakya'dan Arnavutluk'a uzanacak bağımsız bir Bulgaristan Prensliği kurulacak, Bosna- Hersek'e özerklik verilecek, Romanya, Sırbistan ve Karadağ tam bağımsızlık kazanacak ve sınırları genişletilecek, Doğubayazıt Ardahan, Batum, Kars Rusya’ya verilecek Teselya Yunanistan’a bırakılacak, Ermenistan ve Girit'te ıslahat yapılacak, Osmanlı İmparatorluğu Rusya'ya 30 bin ruble savaş tazminatı ödeyecekti. Oldukça ağır şartlar içeren bu antlaşmaya, Rusya'nın aşırı derecede güçlenmesinden kaygı duyan diğer batılı devletler karşı çıktılar. 13 Temmuz 1878'de Ayastefanos Antlaşması'nın yerine Almanya'da Berlin antlaşması imzalandı.

Yeni antlaşmayla Rusya'nın toprak kazanımları geri alındıysa da, Romanya ve Karadağ'a bağımsızlık verilirken, Bulgaristan'da Avusturya ve Almanya himayesinde özerk bir prenslik oluşturuldu. Berlin Antlaşması, Doğu Anadolu'daki Ermeniler Rus himayesine yönelmelerine engel olmak amacıyla, Osmanlı İmparatorluğu'ndan bu bölgedeki Ermenilerin durumunu düzeltmeye yönelik bir dizi reform yapmasını talep etti. Abdülhamit yönetiminin bu reformları ertelemesi ve bölgedeki Kürt aşiretlerini muhtemel bir Ermeni isyanına karşı silahlandırma yoluna gitmesi üzerine Ermeniler arasında devrimci ve milliyetçi örgütler güç kazandı. 1887'de Maraş'a bağlı zeytun'da, 1891'de ise Siirt'e yakın Sason'da Ermeni devrimci örgütlerince desteklenen direniş hareketleri başlatıldı. 1895'te bu olayların ülke çapında bir ihtilale dönüşmesi olasılığının doğması ve İstanbul'da Ermeni örgütlerinin Kumkapı'da Batı kamuoyunu etkilemeye yönelik bir ayaklanma düzenlemesi üzerine Kamil Paşa hükümeti tarafından Anadolu'da Ermeni topluluklarına yönelik sert bastırma tedbirleri alındı. IV. Ordu Komutanı Müşir Zeki Paşa, Ermeni isyanını bastırmakla görevlendirildi. Doğuda Kürt aşiret reisleri Hamidiye alayları adı altında düzensiz milis birliklerinde örgütlendi. 1895 yazında tüm Anadolu taşrasında gerçekleşen kanlı olaylar Batı kamuoyunda genellikle Hamidiye katliamları olarak adlandırıldı ve liberal Avrupa basınında Abdülhamit aleyhine şiddetli bir kampanya başlatılmasına sebep oldu.

1897 yılında, Girit’i kendine bağlamak isteyen Yunan hükümetinin Tesalya sınırında ihlallere girişmesi üzerine "barut kokusu" artık duyulmaya başlamıştı. Savaş taraftarı olan padişah hemen hazırlıkların yapılmasını istiyordu. 15-17 Mayıs tarihinde Dömeke'de yapılan meydan savaşında Yunan ordusu kesin bir yenilgiye uğradı. Avrupa devletlerinin duruma karışması sonucu antlaşma yapıldı. Osmanlı lehine bazı küçük değişiklikler dışında savaştan önceki sınırlara dönüldü. Yunanistan Osmanlı Devleti'ne 4 milyon lira savaş tazminatı ödemeyi kabul etse de bu tazminat tahsil edilemedi. Oysa buna karşılık Girit'e özerklik verilmişti.

İstibdat döneminde Abdülhamid’in örfi yönetimine karşı muhalefet de giderek güçlendi. 1889 yılında ittihat ve terakki cemiyeti kuruldu. Sonrasında ülke tarihi için önemli gelişmelerde başaktör olan bu cemiyetten subaylar 1908'de balkanlarda ayaklandılar. Ülkede yaşanan bu gelişmeler ve padişaha yapılan baskılar sonucu, sultan 24 Temmuz 1908 de anayasayı tekrar yürürlüğe koydu. Böylece II. Meşrutiyet ilan edilmiş oldu. Yapılan seçimlerle oluşturulan yeni meclis 17 Aralık 1908'de açıldı.

Artan huzursuzluklar ve İttihat ve Terakki karşıtlarının baskıları sonucunda, 13 Nisan 1909'da başkentte ayaklanma çıktı. Rumi takvime göre 31 Martta yaşanan bu ayaklanmaya 31 Mart ayaklanması denir. Selanik'te kurulan Hareket Ordusu 23-24 Nisan gecesi İstanbul'a girerek ayaklanmayı bastırdı.

Ayaklanma Heyet-i Mebusan üzerinde de etkili oldu. O gün parti üyesi mebuslar, can güvenlikleri olmadığı için meclise gitmediler. Bazıları İstanbul'dan uzaklaşırken, bazıları da kent içinde gizlendi. Bu arada ayaklanmacılar İttihatçı subaylarla mebusları buldukları yerde öldürüyorlardı. Hükümetin ve meclisin etkisiz kalmasıyla, II. Abdülhamit yeniden duruma egemen oldu. Ayaklanmayı başlatan muhalefet ise, herhangi bir programdan yoksun olduğundan önderliği elde edemedi.

İstanbul'da denetimi elinden kaçıran İttihat ve Terakki asıl güç merkezi olan Selanik'teki 3. Ordu'yu harekete geçirdi. Böylece ayaklanmayı bastırmak üzere Hareket Ordusu kuruldu. Ayaklanmacılar 23 Nisan'ı 24 Nisan'a bağlayan gece başkente girmeye başlayan Hareket Ordusu'na başarısız bir direniş çabasından sonra teslim oldular.

 Hareket ordusunun bu müdahalesinden sonra 1909 yılında Abdülhamit tahtan çekildi, yerine V.Mehmet Reşat geçti. Mehmet Reşat döneminde ittihat ve terakki daha otoriter bir hal almıştır.

1879'da devletin yenilgisiyle sonuçlan 77-78 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra, Sultan II. Abdülhamit Rus Yayılmacılığı'na karşı Osmanlı Ordusu'nun modernleşmesi gerektiğine karar verdi ve bu yayılmacılıktan etkilenen diğer ülke olan Almanya ile işbirliğine karar verdi.

II. Abdülhamit döneminde, borçların artmaması, genel durum vb. (ki gemiler hep borçlarla alınıyordu.) sebepler yüzünden Osmanlı donanmasının gücü azaldı. Osmanlı Donanması Haliç Tersanesi'nde kalmıştır. Bu dönemde dünyada ilk kez Osmanlı tarafından denenen Abdülhamid ve Abdülmecid zırhlı denizaltıları denemelerde başarılı olmuştur. Ayrıca, ilk deniz müzesi de bu dönemde açılmıştır. Almanya, Osmanlı Devleti'nin Doğu'daki nüfuzunu garantilemek için Bağdat tren yolunun inşa edilmesini de destekledi. Bu fikir, yeni pazarlar bulmak için tren yollarının yapılmasını destekleyen Alman ekonomisinin çıkarlarıyla da örtüşüyordu. 1888 yılında Sultan II. Abdülhamit, Bağdat tren hattı inşası lisansını, Alman Bankası Deutsche Bank tarafından yönetilen bir Alman konsorsiyumuna verdi.

İlk kız okulları II. Abdülhamit zamanında açılmıştır. Osmanlı tarihinin en canlı eğitim hamlesi, Abdülhamit dönemine rastlar. Sevan Nişanyan'ın hesaplamalarına göre Türkiye, Abdülhamit dönemiyle kıyaslanabilecek bir okullaşma düzeyine yeniden ancak 1950'li yıllarda ulaşabilmiştir. Tahta geçtiği yıl 250 olan rüştiye sayısı 1909'da 900'e, 6 olan idadi sayısı 109'a çıkmıştır. 1877'de İstanbul'da sadece 200 tane modern ilkokul varken 1905'te 9 bine çıkmıştı. Her yıl ortalama 400 ilkokul açılmıştır.

Abdülhamit döneminde Büyük ölçüde gerçekleşen projelerden birisi hicaz demiryolu projesidir. Bu proje ülke içinde ulaşımı kolaylaştırmış ayrıca İslam dünyasıyla dönem teknolojisine göre hızlı bir koridor açılmıştır. Abdülhamit döneminde ulaşımın yanında iletişim olanaklarının arttırılmasına da zemin hazırlanmıştır. İlk olarak 1877'de Posta Telgraf Teşkilatı konuya daha etkenlik kazandırmak amacı ile aynı isimle bakanlık haline getirildi. Ayrıca 27 Haziran 1900'de Posta Telgraf Teşkilatında ilk defa bir "havale kalemi" devreye sokulmuş, 30 Mayıs 1901'de Şehir Postaları kurulmuş, 30 Ağustos 1901'de ise postaların yerine daha hızlı ulaşabilmesi için demiryolları (o zamanki adı Şark Şimendiferleri) şirketiyle özel bir anlaşma yapılmıştır. Telefon ise Avrupa'da kullanılmaya başlandığı tarihten (1876) sadece 5 yıl sonra, yani 1881'de İstanbul'a getirilmiş ve sınırlı da olsa istifadeye sunulmuştur.

Sultan tahta bulunduğu sürede yukarıda belirtilenlerin yanı sıra sağlık ve sosyal yardımlaşma alanında da kurumlar oluşturmuştur. 1899 yılında, halen faaliyette olan Şişli Etfal Hastahanesi'ni kurdu.25 Mart 1906 tarihli fermanıyla Darülaceze'yi kurdurmuştur.Özellikle Ermeni isyanını bastırırken kullandığı tedbirler nedeniyle batılı tarihçiler ve muhalifleri tarafından "kızıl sultan" diye anılmıştır. Öte yandan, taraftarları onu "ulu hakan" gibi yüceltici lakaplarla anarlar. Sultan Abdülhamit tahtan indirildikten dokuz yıl sonra 1918 yılında 75 yaşındayken vefat etmiştir.

 
 Kaynakça

 http://tr.wikipedia.org/wiki/II._Abd%C3%BClhamid

 http://turktarih.wordpress.com/2010/11/21/abdulhamid-ermeniler-ve-ermeni-meselesiyle-ilgili-neler-anlatti/

 http://www.ikinciabdulhamid.com/

 Hüner TUNCER, Osmanlı'nın Rumeli'yi Kaybı, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2011.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

haypedia.com
armeniaottomanpedia.com
armeniaturkishpedia.com
HAKKIMIZDA
Yardım
İletişim
© 2015 haypedia.com