Osmanlı İdaresinde Ermeniler

Osmanlılar Ermenileri Bir Millet Yaptı, Misyonerler Üçe Böldü

Osmanlıların patrikhane sayesinde bir araya getirdiği Ermeniler, 19. Yüzyıldan itibaren bir millet olma niteliğini kaybettiler. Önce Fransa ve Avusturya’nın yürüttüğü  misyonerlik faaliyetleri sonrasında bir kısım Ermeni, Katolik mezhebini kabul etti. 1830 yılında Katolik Ermeni Kilisesi kuruldu. 1850 yılında İngiliz ve Amerikan misyonerlerinin faaliyetleri sonucu da Protestan Ermeni Kilisesi kuruldu. Böylece Ermeniler Osmanlı Hukuk sistemine göre üç ayrı millet oldular. Ermeni Patrikhanesi bu mezhep değiştirmelerine her zaman tepki gösterdi ama engelleyemedi

 

Ermeni Patrikhanesini Fatih Sultan Mehmet İhya Etti

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’un fethinden son­ra Bursa Piskoposu Hovakim’i İstanbul’a getirtip Er­meni Patrikhanesini İstanbul’da kurdu. Anadolu’dan getirttiği 1000 hane ile İstanbul’un ilk “Ermeni Ce­maatini” oluşturdu. Bizanslılar zamanında Ermeni­lerin İstanbul’da oturmalarına izin verilmiyordu.

Fatih Sultan Mehmet, Ermeni Patrikhanesini kurarak Ermenilere çok büyük imtiyazlar sağlamış oldu. Ermeni patriği aynı zamanda “millet başı” ta­yin edildi. Böylece Ermeniler kendi kiliselerini mu­hafaza ediyor, kamuya karşı işlenen suçlar dışında kendi hukuk sistemlerini uygulayabiliyorlardı. Millet­başı olmak hiç de önemsiz bir statü değildi. Bu statü sayesinde Ermeni Patriği, Ermeni milletinin sadece ruhanî lideri değil, idarî, kültürel ve adlî lideri haline gelmiştir.

Ayrıca Süryani ve Keldaniler de Ermeni Patrik­hanesine bağlandı.

Osmanlılar sayesinde Ermeni Patriği, Eçmiya­zin’deki Katolikos’un adlî ve idarî yönden önüne geçmiştir. Nitekim Osmanlı sınırları dışında olması­na rağmen 1828 yılına kadar Eçmiyazin Katolikosu Osmanlı padişahının tasdikiyle tayin edilmiştir.

 

Ermeniler, Millet-i Mahkûme ya da İkinci Sınıf mıydı?

Osmanlı devletinde Ermenilerin ve diğer Hıris­tiyanların millet-i mahkûme olduğu söylenemez. Aslında tarihi kendi şartları içinde değerlendirmek tarihçiliğin birinci ilkesi olmasına rağmen, bu görüş sahipleri “millet-i mahkûme” kavramını günümüzün bir anlayışı olan ikinci sınıf ya da azınlık olarak de­ğerlendirmektedirler. Aslında bu teorik bir söylem­dir.

Ermenilerin bazı renkleri giymesini yasaklayan bazı fermanlar vardır. Ancak uzun Osmanlı asırla­rında bu yasaklar ara ara uygulanmıştır. Ermeniler Türklerle genelde karışık yaşadıkları için bu yasak­lara mâruz kalmamışlardır.

 

Ermeni İsyanı Misyonerler Sayesindedir

Osmanlı İmparatorluğu 19. yüzyıl başlarından itibaren iyice zayıfladı. Batılı güçlerin kapitülas­yonlar sayesinde aldıkları imtiyazlar arasında okul açma da vardı. Bu sayede Katolik ve Protestan mis­yonerler Osmanlı Ermenileri üzerinde faaliyetlerini yoğunlaştırdı.

Misyonerler dinî olduğu kadar siyasî bir görev de üstlenmişlerdi ve ülkelerinin bölgede etkinlik kurma­sına zemin hazırlamak amacıyla cemaat oluşturma­ya çalışıyorlardı. Bunda başarılı da oldular. Kendi ülkelerinde etnik, kültürel ve dinsel ayrımcılığı had safhada yaşayan misyonerler, Osmanlı toplumun­daki dinler arası hoşgörü ve birlikte yaşama tecrü­besini anlayamadılar.

Ne yazık ki misyonerler Osmanlı coğrafyasına “öteki” anlayışını taşıdılar. Tek amaçları Osmanlı Ermenilerini Müslüman hâkimiyetinden kurtarmak­tı. Kapitülasyonlar kendilerine mezhep değiştiren Ermenileri himaye altına alma hakkı veriyordu. Bir defa Protestan veya Katolik olan adeta dokunulmaz oluyordu. Misyonerler misyoner okullarında Ermeni çocuklarını batının liberal fikirleriyle eğittiler. Bağım­sızlık fikrini tahrik ettiler. Bu toprakların bir zamanlar kendilerinin hâkimiyetinde bulunduğunu söylediler. Türklere, Müslümanlara ve Osmanlı yönetimine düşmanlık aşıladılar.

Misyoner okullardan mezun olan çocuklar, baş­langıçta ödül olarak Amerika ve Avrupa ülkelerine götürülüp eğitildiler. Döndüklerinde her biri Ermeni toplumunun siyasi, sosyal ve kültürel cemiyetlerini kurdular. İhtilalci oldular.

Misyonerlerin eğittikleri çocuklar 1880’li yıllardan itibaren ihtilalci cemiyetlerin kurucuları oldular.

 

Ermeni Millet Nizamnamesi

1863’te Ermeni Millet Nizamnamesi kabul edildi.

Ermenilerin uluslaşma sürecinde bu çok önemli bir belgedir. Bu nizamname ile bir Ermeni cemaati anayasası ortaya konuldu.

Prof. İlber Ortaylı, Ermeni milletine verilen millet nizamnamesi için “bu bir Anayasa değildir” demek­tedir. Ancak bu nizamname “milletin kendi kendini idaredeki” teşkilatlanma biçimini tayin ediyordu.

Bu nizamname ile sadece Ruhban sınıfı değil, rahipler değil, lâik sınıftan olanlar yani tüccarlar, aydınlar ve esnaf, patrikhane ve Ermeni milletinin yönetiminde söz sahibi hâline geldi.

Bu nizamname ile bir Millet Meclisi kuruldu. Er­meni orta sınıfı, yani burjuvası yönetime katıldı.

Ermeni tarihçiler millet nizamnamesinin ilânını reform olarak adlandırır. Bu düzenlemelerin Ermeni gayrimüslim azınlıkların sorunlarının su yüzüne çık­ması ile ilgili olduğunu iddia etmektedirler.

Ermeni Millet Nizamnamesi, Ermenilerin ör­gütlenmesini, kendi kendini idare etmesini ve Os­manlı’ya sadık olduğunu düşündükleri Patrikhaneyi kontrol altına almalarını sağlamıştı. Ermeni siyasî komiaları bu nizamname ile cesaretlenmiş ve öz­gürlük istemişlerdir.

 

PDF -> English, Türkçe

haypedia.com
armeniaottomanpedia.com
armeniaturkishpedia.com
HAKKIMIZDA
Yardım
İletişim
© 2015 haypedia.com